KENDİNİ SEVMEK DE NE DEMEKMİŞ?

KENDİNİ SEVMEK DE NE DEMEKMİŞ?

Ben pazartesileri çok severim. Yepyeni bembeyaz bir sayfadır benim için pazartesi. Sendromunu bile severim. Çünkü o sendrom bize aslında bulunduğumuz durumun bize yetmediğini, daha büyümek, gelişmek istediğimizi söyleyen şahane bir fırsattır.

Böyle konuştuğuma bakmayın, ben yıllarca pazartesiden nefret ettim. 

Kendi yolculuğumda  anladım ki pazartesiyi de hayatı da  iyi ya da kötü yapan biz ve seçimlerimiz. 

Evet bizim elimizde olan ve olmayan şeyler var hayatta. 

Gerçekleşmesi bizim elimizde olmayan şeyler için zaten yapabileceğimiz bir şey yok.

Kabul etmek lazım değiştiremeyeceğim şeyler var. 

Ama hayatın değiştirmesi bizim elimizde olan kısmı var ya, işte o kısım beni çok heyecanlandırıyor.

Ben bu gücün yıllarca farkına varmadım. Mesela bedenime yıllarca çok sert ve hiç hak etmediği kadar kötü davrandım. Tüm duygularıma bedenimi alet ettim. Bazen onu besinsiz bırakarak cezalandırdım bazen aşırı yiyerek. Sigarayla, alkolle, kötü yemeklerle besledim onu. Bazen bedenimi dikkat çekmek için kullandım. Bazen ondan nefret ettim. 

Kendi bütünsel sağlık yolculuğumda nihayet bedenimin değerini anladım. Duygularımı ifade etmemin onu nasıl iyileştirdiğini, sağlıklı yiyeceklerin, rengarenk sebze ve meyvelerin ona nasıl iyi geldiğini, bazen spontane davranmanın içindeki çocuğu nasıl mutlu ettiğini gördüm. Tekrar hayat heyecanımı, neşemi, merakımı, yaratıcılığımı kavuştum. Br çocuk gibi yıldızlara tekrar hayranlıkla bakmaya başladım. Bedenimin ihtiyacı olan ilgi ve sevgi dışarılarda bir yerlerde değildi. Açık söylemek gerekirse sevgi içimizde ne demek, kendini sevmek gibi klişeleri  bir zamanlar hiç anlamıyordum. Bir de üstüne dalga geçiyordum. Kendini sevmek de ne demekmiş? Sevgi içimizde kdv si de içinde ☺)) 

Sonunda anladım ☺ Kendini hırpalamak ne demekmiş,  kendini bir hiç yerine koymak ne demekmiş, kendine kötü davarnamk ne demekmiş önce bunalrı anladım. Sonra kendini sevmek neymiş onu anladım. Kendini önceliğin yapmak, kendini ertelememek, ihtiyaçalrını göz ardı etmemk, onu güzel yiyecekler, düşünceler,I sözlerle beslemek…Kısacası  bedenin için (kendin için) iyi bir şeyler yapmak. Kendini sevmek tam olarak da buymuş. Bir hata yaptığında başkaları yaptığında nasıl anlayışlı ve şefkatli oluyorsan aynı şekilde kendine de hoşgörülü davranmak. Ona iyi bakmak. Hareket ettirmek. Güzel şeyler söylemek ona. Nefes aldırmak. Bazen yaramaz olmasına göz yummak. Gereksiz yüklerden kurtarmak… Hafifletmek onu. 

Olduğun gibi şahanesin, ne eksiğin ne fazlan var demek. 

 Bu beden bir ömür boyu bizimle olacak güzel insan. Ona iyi davranma zamanı artık. Bedeniniz sizin çabanızı karşılıksız bırakmaz. Sevilen, şarkı söylenerek sulanan çiçekler nasıl serpilip güzellleşiyorsa, daha da çiçekleniyorsa aynı şeyi bedeniniz de yapar. 

Bedeniniz her şeyin en iyisini bilir. Ona ne iyi geliyor? Ne iyi gelmiyor? Hangi insanlar? Hangi işler? Evin hangi köşesi? Yemeğin hangi çeşidi? Sporun ne türü? O her şeyi bilir. Dikkat etdin sürekli sizinle iletişim halinde. Bir soru sorun aklınızdan cevabını bilmediğini sandığınız. Midenizi dinleyin mesela. Kalbinizi dinleyin. Size cevap verecektir. Bedeninizi kendine özgü bir yolu vardır ama dilsiz değildir kesinlikle. 

Aranızda güzel bir ilişki kurduktan sonra… Asıl o zaman seyretdin mucizeyi. 

Mucizevi yaratıklarız güzel insanlar. Bir süre sonra işler ne hale geliyor biliyor musunuz? Kıyamıyorsunuz kendinzie. Çünkü ben değerliyim. Bedenim değerli. Hayatım kıymetli diyorsunuz. 

 Yedek parçası olmayan eş benzeri olmayan tek bir taneyim canım kendim diyorsunuz. Şimdi ne kadar anlatrsam boş. 

Bunu kendiniz için iyi bir şeyler yapmaya başladıkça daha iyi anlayacaksınız.

Başlangıç olarak bugün yiyeceğiniz yemekten yapacağınız aktivitelere kadar tüm günü bu niyetle, bu düşünceyle planlamayı deneseniz?

Özlem

Görsel: Amy Shamblen